medyauzmani.com
Üret, tüket, yok et! Gundem Haberleri – Gündem Haberleri

Üret, tüket, yok et! Gundem Haberleri

Neoliberal küreselleşme çağında tüm toplumlar daha fazla üretim ve tüketime indirgenmiştir. Üretim artarsa, ekonomi büyürse işler düzelir denir. Ancak, beklenen sonuç her üretim artışının sonunda ortaya çıkmaz, sadece daha da kötüleşir..

Kapitalist ne üreteceğine değil, ne üreteceğine bakar. Göz ürettiğini görmez. Ayrıca önündekine değil, geleceğe bakmasını sağlayan çılgın rekabettir. Gerçekte, kapitalist “kaçmaya mahkum” bir bireydir ve bu nedenle bireysel iradesinin hiçbir değeri yoktur. Rekabet onu her seferinde daha fazla üretmeye zorlar. Çünkü daha fazlasını üretemezse, daha fazla artı değer yakalayamazsa, toplam artı değerden daha fazla pay alamazsa rakipleri tarafından yutulur, saha dışına itilir ve yarışta kaybetti. Daha çok satarak daha çok üretmek elbette mümkün.

Kapitalizmde bu işlevi gerçekleştirmenin yolu, Kapitalizm insanı kendi suretinde yaratır. geçiyordu. Ancak o zaman insanlara ihtiyaç duymadıkları şeyleri satmak mümkün olacaktır. Günümüzde gereksiz ve zararlı olan çok sayıda şeyin üretilip satılmasının sırrı da burada yatmaktadır.

Bir insan ihtiyacı olmayan şeyleri almaya, her seferinde daha fazlasını almaya nasıl ikna edilebilir? Refah ve mutluluğun daha fazlasına sahip olmaktan geldiğine inanıyorsa… Daha fazla maddi şeye sahip olmaktan refah ve mutluluğun geldiğini sanıyorsa. Elbette kapitalizmde üretilen ve satılan her şeye herkes sahip olamaz. Çünkü birinin (azınlığın) daha fazlasına sahip olabilmesi için diğerlerinin (çoğunluğun) maliyetinin çok pahalı hale getirilmesi gerekir. Sistemin işleyişinin bir sonucu olarak, servet giderek küçük bir grubun elinde yoğunlaşmaktadır. Çoğunluğun yeterli geliri ve dolayısıyla satın alma gücü yok. Sonuç olarak, topluluğun çoğunluğu süreçten atılır. Bu nedenle üretim her zaman “lüks mallara”, gereksiz ve zararlı şeylere yönelir ve insanlar ihtiyacı olmayan şeyleri satın alır. Sonuç açıktır: Bir yanda en hayati ihtiyaçlarını bile karşılayamayan, açlık ve yoksullukla boğuşan, sefalet ortamına sürüklenen milyarlarca insan varken, diğer yanda dar bir küresel oligarşi ve çevresi ele geçirmektedir. ve dünyanın zenginliğini yönlendirecek ve onu taklit edebilen küresel bir orta sınıf. İşte “büyüme”, “kalkınma”, “ilerleme”, “demokrasi”, “hukuk devleti”, “hukuk devleti”, “insan hakları” vb. Öyle bir şey derler ki…

Ama hepsi bu kadar değil, aşırı zenginlik ve yoksulluk üreten ve uçurumu derinleştiren bu süreç aynı zamanda çevresel bozulmaya da neden oluyor. Yani yaşanılan hayatın temelini, insanlığın ve medeniyetin geleceğini tehlikeye atacak ölçüde oyar. Toplumsal nitelikteki sorunlar her geçen gün artıyor, ekolojik tehlikeler derinleşiyor, insanlara “gelecekte” her şeyin iyi olacağı söyleniyor… amaç ufukta bir çizgi gibi uzaklaşıyor… dünya oligarşisi ve “yerel” mülk sahibi sınıfların sözcüleri ve onun uzantıları ve müttefikleri, “gelecekte” her şeyin iyi olacağını söylüyorlar. Son tarih 2015’ti ve 6 ay sonra sona eriyor. Ancak söz verilen zamanda yoksulluk daha da arttı. Neoliberal çılgınlık, saldırganlık ve kibir yelken açmaya devam edecek, her şey özelleştirilecek. , metalaştırılıp ticareti yapılan ve yoksulluğun kökünü kazıyan!Bu insanların alay konusu değil mi?Yoksullukla mücadele konusunda gerçek bir kaygı olsaydı, açlık 6 ay içinde insanlığın gündeminden çıkarılırdı.Çünkü inanılmaz bir gıda deposu var. Dünyada “zenginlik” Yapılacak işler Bu kadar basit… Kölelik nasıl yasaklandıysa, siz de bir anda yoksulluğu yasa dışı ilan ettiniz, gelir dağılımındaki en aşırı adaletsizliğe son verdiniz, bu yapıldı. hepimize ait, hepimize ait, toplum tarafından gasp edilmiş, ilk sahiplerine geri dönüyor!Kişinin yoksulluğu, ait olana ve olması gerekene başkalarının sahip çıkması sonucudur… [gelir] Eşit olarak paylaştırılırsa, günlük 19 €, aylık 570 € ve yılda 6.840 € olacaktır. Bu, 5 kişilik bir aile için yılda 34.200 dolar [yaklaşık 95 760 TL] Düşecek demek.. Peki yoksullukla mücadele neden hep gündemde? Bu nedenle, küresel oligarşi ve bir bütün olarak Dünya’nın yöneticileri, konumlarının “meşruiyetini” istiyor. Birincil amaç asla yoksullukla mücadele etmek değil… Amaç sizi meşgul etmek için kandırmak… Dolayısıyla “yoksullukla mücadele söylemi” fakirleri değil, zenginleri meşgul ediyor!

949766 Coşkumu fotoğrafladım

Aşırı üretim ve tüketim olarak sınıflandırılan mevcut neoliberal kapitalist süreç, inanılmaz israf ve yıkım anlamına geliyor. Sistemin mantığının ve işleyişinin şartı olarak satın alınan mal ve hizmetlerin sürekli olarak yenilenmesi ve yenileme oranının yükseltilmesi gerekmektedir. Bunun için reklam kullanılır. Elbette medyanın ve moda endüstrisinin rolü de unutulmamalıdır. Aksi halde sistemin çalışması mümkün olmayacaktır. Satın alınan ürünler eskimeden kullanılamaz hale gelir ve normal ömürleri dolmadan çöpe atılır. Bu amaçla modeller sürekli yenilenmektedir. Ürünlerin eskime/yaşlanma yaşı üretim aşamasında önceden programlanmaktadır. Ürünün ne zaman kullanılamaz hale geleceğine üretici karar verir. Buna “programlı eskime” denir… Bir insan ancak sert bir alet veya nesneyi sapa atıp yenisini alabilir, bu tür saçmalıklara ancak düşünme yeteneğini kaybettiğinde ve sorumluluk duygusundan kurtulduğunda başvurur. . Yedek parça üretimi bilinçli olarak ihmal edilmekte ve yedek parçaya erişim zorlaşmaktadır. Dört yıllık arabasını yenileyen birine “Neden böyle bir şey yaptı” diye sorduğumda, “Bundan sonra çok pahalıya patlayacak…” diye cevap verdi… Satın alma refleksi Ayrıca … başka bir deyişle “koşullu bir refleks” de diyebilirsiniz! Her yıl cep telefonu değiştirmenin gerekçesi nedir? Her üç veya dört yılda bir yeni bir araba almak ne anlama geliyor? Kapitalist sistem insanı insanlıktan uzaklaştırdı. Yeni pencere perdelerini neden değiştirmelisiniz? Ortalama bir insan artık ne yapacağını ve bunun ne anlama geldiğini bilmiyor. Bir şeyi üretmek için hammadde, enerji ve emek gerekir ve son kullanma tarihi geçmeden çöpe atmak hammadde, enerji ve emek israfıdır. Üstelik doğa kirleniyor. Her yıl 260 milyon ton plastik atık (çöp), çoğu plastik su ve süt şişeleri olmak üzere doğaya atılıyor. Bir naylon poşetin ortalama kullanım süresi 12 dakika ama toprakta çözünmesi 400 yıl sürüyor… madenler, enerji kaynakları, topraklar vs. Sınırsız değil. Kullanım bu hızda devam ederse [zira genel eğilim daha da artacağını gösteriyor]Bu saçmalık ne kadar sürdürülebilir?

Bu sefil durum nasıl mümkün olabilir? Değirmen suyu nereden geliyor ve yapılanların anlamı nedir? Malum üretim ve tüketim aynı anda yok ediyor. Güney Doğal kaynakların aşırı sömürülmesi ve talan edilmesiyle ve küresel sistem denilen sistemin dünyanın dört bir yanındaki ülkelerde çalışmasıyla mümkün hale gelmiştir. Ve bu yeni bir fenomen değil… Kristof Kolomb’un macerasına kadar gidiyor. Emperyalist ülkeler ve onların çok uluslu şirketleri, madenleri, enerji kaynaklarını, işgücünü ve tarım ürünlerini yoksul ülkelere kamulaştırmasaydı, bugünkü üretim ve tüketim çılgınlığı mümkün olur muydu? Gardıroplar yılda birkaç kez yenilenebilir mi, cep telefonları, araba modelleri vb. Bu kadar çabuk mu değişecek? Cep telefonunun buzdolabından daha fazla enerji tükettiğini biliyor muydunuz?

eğer Güneyden Doğal kaynaklarına, maden ve enerji varlıklarına, biyolojik çeşitliliğine Batı el koymasa, topraklarında ne yetişeceğine emperyalist merkezler karar vermese, ilgili ülkeler kaynaklarını kendi refahları ve kalkınmaları için kullansalar bugünün saçma sapan üretim ve tüketim çılgınlığı mümkün mü? O ülkelerin bütün halkları açlık ve yoksullukla mücadele edecek miydi? Bir mal çok ucuza üretilip bu kadar ucuza satılabilir mi? Dünyanın en büyük beşinci çok uluslu şirketi toplam, Yılda 10 milyar doları ortaklarına dağıtıyor. Unutulmamalıdır ki bu rakam birçok ülkenin milli gelirinden fazladır. Bu şirket Kongo’da, Gabon’da, Nijerya’da petrol, Burma’da doğalgaz vb. satıyorsa. Ve başkalarının enerji kaynaklarına el koymazsa, bu mümkün mü? Bu şirket o milletlerin yöneticilerini satın almasaydı böyle bir talan mümkün olur muydu?

Ucuza üretip satmak marifet sayılır. Neden “ucuz sat” ve “ucuz sat” bir şeyin asla tartışılmadığı anlamına gelir. Ucuza üretmek ne demek diye merak edenler Soma’ya baksın. ABD, Avrupa, Japonya ve bir bütün olarak sanayileşmiş ülkeler. Dünya Savaşı’ndan sonraki ekonomik başarısı, fakir (ve daha fakir) ülkelerin petrolü, stratejik öneme sahip madenleri ve biyolojik çeşitliliği sudan daha ucuza kullanması sayesinde mümkün oldu… Merak edenler, 3. talan ve talanı sınırlamaya çalıştıkları zaman…

Garip bir şekilde insanlar ‘ucuz üretim’ adına aşırı sömürülmekte ve yoksullaştırılmaktadır. Aslında ucuza üretmek, kârı artırmak demektir. Kapitalizmde ucuzun diğer adı yüksek kârdır… Kârın büyüyebilmesi için ücretlerin olabildiğince düşürülmesi gerekir. Sonuç olarak, işçi sınıfının geniş kesimleri yoksullaştı ve üretilen “ucuz” malları satın alamadılar. Bu kez bankalar devreye giriyor ve insanlar borçlanıyor. Bu meşhur “tüketici kredisi”… ve herkesin cebindeki bir takım kredi kartları… ama bir şey göz ardı ediliyor, insanlar karınlarını doyurmak için bile bankalar tarafından rehin alınıyor ama üretilen gıdanın yarısı çöpe gidiyor… ve bu Skandal nedense çok tartışılan bir konu değil! Kısacası dünya nüfusunun %20’sinin maddi refah içinde yüzebilmesi, geri kalan %80’in yaşam için gerekli şeylerden mahrum kalması sayesinde mümkün!

Aslında durum çok net ve çözümü de göründüğü kadar karmaşık ve zor değil. İşlerin karmakarışık olmasının tek nedeni, insanlığın bir bütün olarak sayısız sorunla, kötülüklerle, tehlikelerle, belirsizliklerle karşı karşıya kalması, hayatın anlamsızlaşması ve gezegensel tehlikelerin baş göstermesi, Her insanın ne olduğu, ne olması gerektiği, birileri tarafından sahiplenilmesidir. “Büyük insanlık” artık küresel çite tespit edildi O halde bu yanlış, haksız ve akıl dışı durumu aşmaktan başka çare yoktur. Yoksul çoğunluk bu adaletsizliği kabul etmedi. Zaten böyle bir şey eşyanın tabiatına aykırıdır. on yedinci. On dokuzuncu yüzyılda, İngiltere’nin kamu arazilerine doğuştan kapitalistler tarafından el konuldu. çan sesi Dinleyicilerin itirazı, anonim bir şiirin ilk dörtlüğünde şöyle ifade edilir:

Herkesin çaldığı için yaptığı fosiller

Adamı asıp kadını dövdüler

Ateş ettiler ama en büyük zalim,

Herkesin kazın kafasını soyan (1)

Kesinlikle itiraz olmamasına rağmen, geçmiş dönemdeki bu yanlış ve haksız durum düzeltilememiştir. Şimdi bu çalışmanın yapılmasının bir nedeni daha var: Bu yanlış zamanında düzeltilmezse insanlığın ve medeniyetin bir geleceği olmayabilir. Çünkü toplumun doğasının metabolizması artık bir sorundur. Diğer bir deyişle, insan toplumlarının kapitalizm içindeki faaliyetleri, doğanın kendini yenilemesine engel olmaktadır.

aklıma şikayet geldi

Hür Üniversite Forumu’nun Kuruluşu, Türkiye ve Ortadoğu

(1) Çeviren: Aydın Ordik.

Gundem Haberleri

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın